9 Ağustos 2009 Pazar

Daçe Burada da Birşeyler Der Elbet..

Gününde güç bela yetiştirdiği yazısını net'sizlikten yayınlayamadım dostum Daçe'nin..Gecikme sebebiyle bir özür,ve saygılar sunaraktan arzederim:)

Bambaşka bir platformdan yazıyorum ilk kez, bir nevi konuk oyuncu tadında. Hep şu dünyada konuk oyuncu olmak istemiştimdi, ne de olsa özel bişey konuk olmak. Jenerikte mesela en son senin adın yazıyor "Ve.." bağlacıyla birlikte. Orda şerefsizim başroldeki elemandan bile, gerçi burda o Şiyar oluyor ama, ehah, daha güzel bi konuma sahip oluyosun. Gerçi sonra kıçına basabiliyorlar tekmeyi, başrole yapamazlar onu. Neyse.
Şimdi efem "Neden elalemin blogunda yazıyorsun bilader?" derseniz, öncelikle öyle herkesin blogunda değil, şu an yalnızca bizzat arkadaşım Şiyar'ın bloguna konuk olarak yazdığım cevabını tokat gibi vururum. Tamamen münferit bir olay. Tabi bunu Şiyar'ın değil de belki benim takip edenlerim sorabilir. (benim takip edenlerim güzel bi tamlama oldu allahıma) Şiyar'ın, yani bu blogun takip eden ve sevenleri ise muhtemelen şunu diycektir: "Olm kim bu Daçe maçe, niye yazıyor senin bloguna?" O güruha da derim ki bak bilader, beyleyken beyle.
Bi gün yine Öz Şanlıurfa Pide & Kebap & Pizza Salonu'nda oturuyoruz Şiyar'la. Hava nasıl sıcak. Pis sıcak. Dedik et yemeyelim de efendi gibi pizzamızı yiyip kalkalım. Pizzalar yendi o gün, üzerine çaylar içildi. Baktığın zaman bu; esasen bir iş görüşmesiydi.
Çayıma şöbiyet atsam yine tatsız geleceği için Allah ne verdiyse koyuyordum şekerleri, o sırada Şiyar dedi ki, "Daçe" dedi, "Ben bi blog açıcam, haftada bi gün konuk blogger olarak yazar mısın?" Ben de afiyetle çayımı içtim. Şekersizdi yine. Aslında biliyorum çay çok güzel bişey, yani böyle alışınca her gün içilebilicek bişey, ama şekerle ilgili bi problemi var çayın arkadaş.
Neden olmaya, dedim Şiyara. Çaylar bitti. Esasen öyle bir iş yemeği hiç olmamış, tüm konuşma 5-10 dakika içerisinde cep telefonu aracılığıyla yapılmıştı. Mâlum, Şiyar teknolojiyi seven bi insan. Şimdi de tutturmuş yok 3G'ye geçelim, yok efendim New York borsasından haber alırız da, işte Ankaragücü'lü Vassell'in gollerini canlı izleriz de mamada mimada.

Neyse ilk yazıdan uzatmak istemiyorum. Uzatabilirim aslında, o ölçüde paramı alıyorum Şiyar'dan nası olsa. Gidiyorum Ziraat Bankası'na adeta bir emekli gibi, hesabıma yatırdığı parayı çekip yiyorum. Oh mis. Dünyaların benim olması. Ama parasında değilim işin, ilk yazıdan blogunu işgâl etmiyeyim. Bundan böyle -üşenmeme hâli elverdikçe- her Cuma günü Şiyar'ımın Her Gün Pazar'ında konuk oyuncu olarak yazacağım. Herkese selamlar efendim. (neden cuma sorusunun cevabı için bkz: kutsal kitap :P)
Daçe.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Thank you very much for your kind attention.See you on wednesday.

Saygıdeğer hocam Mümtaz Turfan'a en iyi dileklerimi sunarım.